1900’lerin başında, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, birbirinden gizemli olaylarla sarsılmış, Padişahın gözde semtlerinden, İstanbul’un dünyaya açılan kapısı Karaköy ve Galata semtleri, karanlık sırların kol gezdiği, ürkütücü bir atmosfere bürünmüştü. Öyle ki geceleri bu semtlerde dolaşmak, cesaret isteyen bir macera haline gelmişti. Edgar Allan Poe’nun ya da Arthur Conan Doyle’un romanlarındakileri aratmayacak bu benzersiz hikayeler, gerçekten yaşanmış olması ile daha da ürkütücü bir hal alıyordu. Gelin size yüz yıldan uzun zaman önce Galata’da yaşanmış bir olayı anlatalım. 

İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Galata, dar sokakları ve tarih kokan yapılarıyla adeta bir masal diyarı gibidir. Bundan 120 yıl önce, bölgenin, hatta İstanbul’un en görkemli yapısı olan Galata Kulesi’nde tuhaf olaylar yaşanmaya başlanmıştı. Kulenin taş duvarları, ürkütücü semboller ile kaplanıyor, kuleye çizilen bu semboller ertesi gün gizemli bir şekilde kayboluyordu. Halk arasında merak uyandıran hatta bazı mahalle sakinleri tarafından “kıyametin küçük alameti” olarak anılan bu olaylar, şehrin dünyaya açılan yüzü olan Galata ve Karaköy semtlerinin atmosferini tamamen değiştirmişti.

Karaköy’ün dar sokaklarından yukarı doğru tırmanarak ulaşılan Galata Kulesi, şehirin en yüksek noktalarından birinde yer alır. Tarihin derinliklerine tanıklık eden bu yapı, birçok hikâye ve sır barındırır. Ancak 1900’lerin ilk yıllarında, kulede belirip kaybolan gizemli semboller, sadece semt sakinlerinde değil tüm İstanbul halkında büyük bir merak ve dehşet yaratıyordu.

Galata semti halkı bir süre kulede beliren bu gizemli sembollerin anlamını çözmeye çalışır. Ancak hiç kimse sembollerin tam olarak neyi ifade ettiklerini anlamlandıramaz. Kimi sembolün geçmişteki bir laneti temsil ettiğine inanır, kimi ise kulede hayaletlerin varlığına dair efsaneler uydurur.

Günler geçtikçe, semtin gizemli atmosferi daha da yoğunlaşıyordu. Galata Kulesi’nde beliren semboller, ertesi gün hızla kaybolur ve bir sonraki gün ise bambaşka şekiller ortaya çıkar. Halk, bu ürkütücü olayların arkasında karanlık bir varlık olduğuna inanmaya başlar. Bunun için nefesi kuvvetli hocalardan yardım mı istenmez. Şekilleri çizen biri mi var diye görmek için nöbetler mi tutulmaz. 

Dönemin gazetecilerinden Süreyya Sami Efendi meseleyi öğrenince çözüme ulaşmak için bir dedektif gibi harekete geçer. Önce mahalle sakinleri ile görüşür. Ardından gece gündüz, Galata Kulesini gözetler. Ancak çözmek istediği gizem bir sır gibi katmerlenir durur. Bugün Süreyya Sami Efendi’nin eski gazete koleksiyonlarında unutulup gitmiş anılarından öğrendiğimize göre, o kuleyi gözetlerken, kulenin görmediği taraflarında semboller beliriyor, o yeni beliren sembolleri görmek için gözetleme yerinden ayrıldığında daha önce gördüğü semboller silinip kayboluyormuş. 

Süreyya Sami Bey, meseleyi çözüme kavuşturmak için uğraşadursun, eski dönemlere ait gizli geçitler ve odalar ile dolu Galata Kulesi bir sır gibi dikiliyordu İstanbul semalarında. Bugün bir gerilim romanı gibi okuduğumuz Süreyya Sami Bey’in anılarına göre meğer Galata Kulesinde belirip kaybolan bu gizemli sembollerin çok masum bir açıklaması varmış. Bilindiği gibi şehrin en yüksek noktalarından birinde yer alan ve 63 metre uzunluğundaki tarihi Galata Kulesi bir dönem Rasathane olarak da hizmet vermiş, yıldızların hareketlerini gözlemek ve bunları anlamlandırmak için pek çok astronom hatta astrolog kuleyi kullanmıştır. Dönemin Padişahı Sultan Abdülhamit’in Ebü’l-Hüda Efendi, Zafir Efendi gibi tarikat şeyhlerini İstanbul’a getirdiği de bilinmektedir. İşte bu dönemde İstanbul’a gelen ve padişahın gözüne girip müneccim başı olmak isteyen İshak Efendi isimli Arnavut bir zat, Galata Kulesinden yıldızları gözetleyip, doğru zamanda harekete geçmek için uğraşır. Bu arada yıldızlarda gördüklerini döne döne kulenin taş duvarlarına çizer, bir sonraki gözleminde vardığı sonuçları çizerken, önceki çizimlerini siler, tesadüf bu ya bunları yaparken de kimseye görünmezmiş. 

Süreyya Sami Efendi’nin araştırmaları sonucunda, gizem açığa çıkıp, sembollerin korkutucu bir gizemin değil yıldızlardan fal tutan bir astroloğa ait olduğu ortaya çıkınca Galata halkı da rahat bir nefes aldı. Galata Kulesi’nde beliren sembollerin sırrının çözüldüğü haberleri tüm İstanbul’a yayıldı ve ürkütücü olayların arkasında karanlık varlıkların olmadığı anlaşıldı.

Sonuçta, Galata semtinin gizemli atmosferi hala hüküm sürüyor. Galata Kulesi’nde bugün semboller belirmiyor. Ancak Galata’nın en gözde bölgesinde Kıtaların Birleştiği Yerde, Pera’nın Kalbinde, 19. yüzyıl mimarisi korunarak restore edilen Aspera Hotel Golden Horn’u tercih eden misafirlerimiz şehrin gizemlerini ve bu tarih dolu bölgenin sırlarını istedikleri zaman görebiliyorlar.